
MIDI Klavye Seçimi: Kaç Tuş, Hangi Özellikler Gerekir?
Yazan: Barış Demirel — müzik prodüktörü ve eğitmen. 2014'ten beri Nişantaşı'daki stüdyosunda birebir müzik prodüksiyon, armoni ve müzik okullarına hazırlık eğitimi veriyor.
MIDI klavye seçimi tek bir soruya iniyor: kaç tuş ve ne hissi. Çoğu kişi için doğru cevap 49 tuşlu, velocity duyarlı, USB ile bilgisayara takılan bir klavye. Bu boyut masanın üstünde yer kaplamadan sol elle bas notasını, sağ elle akoru çalmanıza izin veriyor; altındaki 25 tuşlu modeller taşınabilir ama iki elle çalışmaya dar geliyor, üstündeki 61 ve 88 tuşlu modeller ise asıl olarak piyano geçmişi olanların işine yarıyor. Geri kalan her şey, padler, faderlar, ekranlar, bu kararın üstüne eklenen konfor.
Stüdyoda 2014'ten beri ders veriyorum ve MIDI klavyeyi hep aynı yere koyuyorum: müziğin yazıldığı yer burası. Ses kartı kaydı mümkün kılar, mikrofon kaynağı yakalar, ama akoru arayan, bas çizgisini deneyen, davulu yerleştiren parmak klavyenin üstünde duruyor. Bu yüzden ekipman listesinde klavyeyi hiçbir zaman "sonra alırsın" kutusuna koymuyorum. Bu yazı, ilk klavyesini alacak kişinin sorduğu soruları sırayla cevaplıyor.
MIDI klavye ne yapar, ses üretir mi?
Hayır, üretmez. MIDI klavyenin içinde hoparlör de yok, ses motoru da yok. Yaptığı iş, bastığınız tuşun bilgisini bilgisayara iletmek. MIDI Association'ın yayımladığı mesaj tablosunda bu bilginin ne olduğu açıkça duruyor: bir tuşa bastığınızda "Note On" mesajı gidiyor ve bu mesaj iki şey taşıyor, hangi nota olduğu ve ne kadar sert basıldığı (velocity). Tuşu bıraktığınızda "Note Off" gidiyor.
Sesi çalan şey bilgisayardaki enstrüman. Yani aynı klavyeyle bir gün piyano, ertesi gün yaylı grubu, sonra bir synth bas çalıyorsunuz. Klavyenin kalitesi sesin kalitesini belirlemiyor, sizin o sesi ne kadar rahat yazabildiğinizi belirliyor. Bu ayrımı en başta oturtmak, "hangi klavye daha iyi ses veriyor" sorusunu tamamen ortadan kaldırıyor.
Velocity kısmı önemli. Klasik MIDI'de bu değer 0 ile 127 arasında. Sert bastığınızda 110, usulca dokunduğunuzda 40 gidiyor ve enstrüman buna göre farklı davranıyor: piyanoda ses hem yükseliyor hem parlaklaşıyor, davulda vuruş sertleşiyor. Velocity duyarlı olmayan bir klavyede her nota aynı seviyede çıkıyor ve yazdığınız her şey mekanik duyuluyor. Bugün satılan hemen her modelde velocity var, ama çok ucuz ya da çok eski ikinci el ürünlerde yok; alırken bakılacak ilk madde bu.

Kaç tuşlu MIDI klavye almalı?
Tuş sayısı masadaki yer ile çalma rahatlığı arasındaki takas. Dört yaygın boy var:
- 25 tuş: Çantaya giriyor, dar masada duruyor. Tek elle melodi ve akor aramaya yeter. Sol elde bas, sağ elde akor çalmak isteyince kısa kalıyor, sürekli oktav düğmesine basıyorsunuz.
- 49 tuş: Çoğu kişi için doğru yer. Dört oktav, iki elle çalışmaya izin veriyor ve hâlâ bilgisayar klavyesinin önüne sığıyor. İlk klavyesini alan öğrencilerime genellikle bunu söylüyorum.
- 61 tuş: Piyano ya da org geçmişi olan biri için rahat. Beş oktav, parça boyunca elinizi neredeyse hiç kaydırmadan çalabiliyorsunuz. Masa derinliği yetmiyorsa sorun çıkarıyor.
- 88 tuş: Piyano çalıyorsanız ve eserleri olduğu gibi çalmak istiyorsanız anlamlı. Ağır, pahalı ve küçük odada yer sorunu yaratıyor.
Karar verirken şunu sorun: masada klavyeyi koyacağınız yer kaç santim? Ölçüyü alıp kataloğdaki genişlikle karşılaştırmak, forumlarda saatlerce okumaktan daha hızlı sonuç veriyor. Odada yerleşimin genel olarak nasıl kurulduğunu Oda Akustiği ve Yerleşimi yazısında anlatmıştım; klavye de o yerleşimin parçası.
Tuş hissi neden tuş sayısından önemli?
Çünkü her gün dokunduğunuz şey o. Üç tip tuş mekaniği var ve aralarındaki fark elinizde hemen belli oluyor.
Sentetik (synth action) tuşlar hafif ve hızlı. Synth partileri, bas çizgileri, hızlı arpejler için ideal. Piyano çalan biri ilk dokunduğunda oyuncak gibi hissediyor, ama prodüksiyonda en çok kullanılan tip bu.
Yarı ağırlıklı (semi-weighted) tuşlar araya yay direnci ekliyor. Piyanonun ağırlığını taklit etmiyor ama parmağın altında bir karşılık var. Hem synth hem piyano partileri çalacaksanız makul bir orta yol.
Çekiçli (hammer action) tuşlar akustik piyanonun mekanizmasını taklit ediyor: alt notalar ağır, üst notalar hafif. Piyano tekniğini koruyacaksanız gerekli. Karşılığında ağırlık ve fiyat geliyor.
Mağazada tek bir şey yapın: üç tipe de arka arkaya dokunun. Beş dakikada hangisinin size ait olduğunu anlıyorsunuz ve bu bilgi, hiçbir teknik özellik listesinden çıkmıyor.
Yazının devamı üyelere özel
Ad, soyad, e-posta ve bir şifre belirle — üyeliğin hemen açılır. Zaten üyeysen giriş yapıp kaldığın yerden devam edebilirsin.
Giriş yap, devamını okuPad, fader ve knob'lar gerçekten gerekli mi?
İlk klavyede belirleyici değil. Ama ne işe yaradıklarını bilmek, fazladan para verip vermeyeceğinize karar vermenizi kolaylaştırıyor.
- Padler: Parmakla vurulan kare yastıklar. Davul programlamak için tuşlardan daha doğal; ritmi elle vurunca insan gibi duruyor. Davul yazmayı seviyorsanız değerli.
- Knob ve faderlar: Döner düğmeler ve sürgüler. Bunları DAW içindeki herhangi bir parametreye atayıp fare yerine elle çevirirsiniz. Ableton'ın kullanım kılavuzunda anlatılan eşleme mantığı bütün programlarda benzer; bir düğmeyi bir parametreye bağlıyorsunuz ve o düğme artık o işi yapıyor. Aynı kılavuzda küçük bir tuzağa da dikkat çekiliyor: bir tuşu uzaktan kumanda için atadığınızda o tuş artık nota çalmıyor.
- Pitch bend ve modülasyon tekerleri: Notayı bükmek ve titreştirmek için. Yaylı, üflemeli ve gitar benzeri sesleri canlı göstermenin en hızlı yolu; ikisi de olmayan bir klavyede o seslerin hepsi düz duruyor.
- Sustain pedalı girişi: Arkadaki küçük jak. Piyano ya da yaylı yazacaksanız notayı elinizi kaldırdıktan sonra da tutuyor ve çalışınız birden akıcılaşıyor. Pedal genelde kutudan çıkmıyor, ayrıca alınıyor; girişin var olup olmadığına alırken bakın.
- Aftertouch: Tuş dibe vurduktan sonra üzerine bastırınca gönderilen ek bilgi. Synth seslerini yaşatmak için güzel, ama olmazsa olmaz değil.
Sıralamayı şöyle yapın: önce velocity, sonra tuş hissi, sonra sustain pedalı girişi ve tekerler, en son pad ve knob. Bütçe bittiğinde alttan kesin.
Bilgisayara nasıl bağlanıyor, kurulum zor mu?
Bugün satılan klavyelerin neredeyse tamamı USB ile bağlanıyor ve "class compliant" çalışıyor; yani sürücü yüklemeden, taktığınız anda tanınıyor. Mac'te hiçbir şey yapmanıza gerek kalmıyor, Windows'ta çoğu zaman aynı. Klavyenin arkasındaki beş pinli yuvarlak DIN girişi eski cihazlara bağlanmak için duruyor ve bilgisayar tarafında kullanmanız gerekmiyor.
Kurulum genelde şu sırada yürüyor: klavyeyi tak, programı aç, bir enstrüman kanalı oluştur, kanalı kayda hazır hale getir, tuşa bas. Ses gelmiyorsa sorun neredeyse her zaman üç yerden birinde: kanal seçili değil, enstrüman yüklenmemiş ya da programın ayarlarında klavye giriş olarak işaretlenmemiş. Hangi programı kullanacağınıza henüz karar vermediyseniz DAW Karşılaştırması: Logic, Ableton, FL, Cubase yazısı seçim için yeterli.
Yeni klavyelerde MIDI 2.0 desteği de görmeye başladınız. MIDI 1.0'ın yerini almıyor, üzerine ekleniyor ve cihazlar birbiriyle anlaşarak daha yüksek çözünürlüklü bilgi alışverişi yapabiliyor. İlk klavyenizi seçerken bunu bir ölçüt yapmayın; bugün yaptığınız işin tamamı MIDI 1.0 ile zaten yürüyor.

Bütçeye göre ne almalı?
Üç kademe var ve aralarındaki fark, çoğu kişinin sandığından küçük.
Giriş seviyesi. 25 ya da 49 tuş, sentetik tuşlar, velocity var, pitch ve mod tekerleri var, belki birkaç pad. Bu klavye ile yapılamayacak iş yok. Yıllarca çalışabilirsiniz ve çoğu öğrencim hâlâ bununla üretiyor.
Orta kademe. 49 ya da 61 tuş, daha iyi tuş mekaniği, sekiz veya daha çok pad, atanabilir knob ve faderlar, bazen küçük bir ekran. Asıl aldığınız şey hız: fareye daha az uzanıyorsunuz.
Üst kademe. 61 veya 88 tuş, yarı ağırlıklı ya da çekiçli mekanik, polifonik aftertouch, programla derin entegrasyon. Piyano çalıyorsanız ya da klavye başında çok vakit geçiriyorsanız karşılığı var; yeni başlıyorsanız yok.
Para nereye gitmeli sorusunun cevabı net: ilk klavyede tuş hissine ve boyuta harcayın, özellik listesine değil. Genel ekipman önceliklerini Home Studio Kurulumu: Bütçeye Göre Ekipman Listesi yazısında bütçe bütçe ayırmıştım; klavye orada da erken sıralarda duruyor.
Klavye çalmayı bilmiyorum, yine de alayım mı?
Evet, ve bu soruyu neredeyse her yeni öğrenci soruyor. Prodüksiyonda klavye bir çalgı olarak değil, bir arama aracı olarak kullanılıyor. Akoru bulmak için üç tuşa aynı anda basıyorsunuz, beğenmezseniz bir tuşu kaydırıyorsunuz. Melodiyi tek parmakla giriyorsunuz. Yavaş çalıp sonra hızlandırıyorsunuz; programda tempoyu düşürüp kaydetmek serbest, kimse elinizi izlemiyor.
Fare ile nota çizerek de aynı sonucu alabilirsiniz, ama süre uzuyor ve daha kötüsü, elinizle denemediğiniz akor aklınıza gelmiyor. Klavyenin asıl faydası burada: düşünmeden denemenizi sağlıyor. Akorun kendisini nasıl kuracağınıza dair temeli Şarkı Nasıl Yazılır? Melodi, Söz ve Yapı yazısında toparlamıştım.
Stüdyodaki müzik prodüksiyon eğitimi derslerinde ilk haftalarda yaptığımız şey tam olarak bu: öğrenciyi klavyenin başına oturtup birkaç akorla kendi parçasını başlatmak. Teknik bilgi sonra geliyor, önce elin klavyeye alışması gerekiyor.
Nereden başlamalı?
Kısa yol şu. Masanızda klavyeye ayıracağınız genişliği ölçün. 49 tuşlu, velocity duyarlı, pitch ve modülasyon tekerleri olan bir model seçin. Mümkünse mağazada tuşlara dokunup hangi mekaniğin size uyduğuna karar verin. Padleri, knob'ları ve ekranı, ilk klavyede hiç yoksa da olur diye düşünün.
Sonrasında yapılacak tek şey klavyeyi masada, elinizin kolayca uzanacağı yere koymak. Çekmecede duran klavye müzik yazdırmıyor; her gün gördüğünüz klavye yazdırıyor. İlk hafta sadece akor arayın, kaydetmeyi bile düşünmeyin. Prodüksiyona sıfırdan başlıyorsanız sıralamanın tamamını Müzik Prodüksiyonuna Sıfırdan Başlama Rehberi yazısında bulabilirsiniz.